Toplantı Sanatı

28 Eylül 2011 Çarşamba 1 yorum

Hiç bir iş yapmamanın en iyi yolu.
Evet tabiki “toplantı yapmaktan” bahsediyorum.
Gerçekten eskiler doğru söylemiş toplantı yapmak gibisi yok.
Özellikle şu iki üç haftadır işlerim biraz fazlaca yoğunlaştığı açıkçası ben de sık sık başvuruyorum toplantıya. Ne de olsa kendisi iş hayatının vazgeçilmez muazzam uygulaması. Kimse yadırgamıyor.
Ne zaman biraz dinlenmek kafamı toplamak istesem hemen bir toplantı talebinde bulunuyorum. Hem dosta düşmana iş yapıyor görünüyorum hem de en azından bir iki saatimi kurtarmış oluyorum bu sayede.
Bu arada tahmin etmek, bilmek, içinde olmak istemeyeceğiniz işlerle uğraşıyorum. O yüzden işimin detaylarına çok girmiyorum. Yo hayır, o kadar da değil, o tahmin ettiğiniz kadar kötü işlerle uğraşmıyorum. Sadece fazlaca sıkıcı işler. O yüzden bu kadarını bilmeniz sizler için daha iyi.(biliyorum çok gizemli oldu)
Toplantı olayına geri dönelim, aslında bugün bahsetmek istediğim şey “boşa toplantı yapmak” Yani gördüğünüz gibi tüm toplantılar hor görmüyor küçümsemiyorum. (aslında küçümsüyorum da, hadi bir orta yol bulalım diye böyle dedim anlayın siz ne demek istediğimi)
Evet “boşa toplantı”
Peki nedir bu boşa toplantı? En başta söylemem gerekiyor ki aslında bu bir sanattır. Özünde tiyatronun bir alt koludur. Uygulayıcısı ise sanatkar sayılmalıdır. Hiç abartmıyorum bu durumu inanın.
Ancak tabiki her toplantı sanat eseri sayılamaz, kimileri öyledir kimileri değil. Hangisinin usta elinden çıktığını anlamak istiyorsanız toplantı öncesi ve sonrası değişen fikirlerinizi analiz etmelisiniz. Eğer hiç bir halt değişmemiş aksine durum daha da karmaşık bir hal almışsa az önce bir sanat eseri izlemişsinizdir emin olun.
Kendi iş hayatımdan bir örnek vermek istiyorum;
Dün akşam itibariyle(akşam saatlerine konanlarından ayrıca bir tiksinirim o da ayrı hikaye) bu tür bir tiyatro gösterisine davetliydim. Kıramadım oyuncuları katıldım.(evet malesef başka şansım yoktu) Hemen burada bir dipnot olarak eklemek istiyorum. Her toplantı evet sıkıcıdır ama baştan, boşa yapıldığını bildiklerinizin, insan sağlığı üzerinde ayrı bir önem, vardır.(benimki de bu önceden boşa düzenlenmiş olduğunu bildiklerimdendi)
Burada biraz bilimsel takılmak ve bir kaç ufak önemli detayı sizinle paylaşmak istiyorum. İngiliz bilim adamlarının son yaptığı araştırmalarda boşa yapılan toplantıların, seyircilerin “doğal yaşam sürelerinden “ ortalama beş ila sekiz yıl götürdüğü ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde mütemadiyen oturmaktan seyircilerin “kıç” dediğimiz geri kısımlarında yüksek deformasyon ve artan baskıya bağlı çıban çıkması, ödem, bağsur gibi hiç de hoş olmayan rahatsızlıklar baş gösterebilmektedir. Toplantı içinde yaşanması muhtemel psikolojik ve psikosomatik kökenli sıkıntılarsa şöyle sıralanabilir; Geçici delilik, çift görme, hiç görmeme, gaz sıkıştırması, diyare. İlerleyen safhalarda ise major depresyon, ve geri dönüşümsüz sürmenaj söz konusu olabilmektedir.
Seyirciler şayet bu tür gösterilere düzenli katılım gösteriyorlarsa şu gerçek mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
“Beyin ölümü riski.” Görüldüğü gibi herşeyin fazlası zarar. Bir tiyatro eserinin bile.
Benim dün yaşadığım hatta atlattığım demek belki daha doğru olacaktır, çok rahatlıkla diyebilirim ki ölüm riski barındıranlardandı. O kadar boş o kadar boştu ki. Toplantıya çay getirip götüren zavallı görevli yere düşüp ufak(neyseki) çapta bir enfarktüs(kalp krizi) geçirdi. Toplantı salonunda yer alan akvaryum içindeki balıklarınsa sekizi oracıkta can verdi.(yazık oldu zaten on taneydiler) Biz kaşarlandığımız için bize bir şey olmadı tabi. Gerçi çok toplantı görüp geçirmiş biri olarak söylemeliyim ki dün akşam ki eser, beni bile zorladı. Üç buçuk saatin sonunda salondan sahte gülücüklerle ayrılırken, hiç bir manası, içeriği ve sonucu olmayan o eserden geriye kalan tek şey akşam boyu dinmeyen bir kulaç çınlamasıydı. Sebep tabiki aynı cümlenin yaklaşık sekizmilyondokuzyüzotuzalbin kez tekrar tekrar dile getirilmesiydi. Neyse ki bünyem güçlü, sabah uyandığımda çınlama geçmişti. Ancak bilemiyorum bugün ne olur, sonuçta herkesin ve herşeyin bir sınırı var. Böyle devam ederse önünde sonunda ben de o çay getiren görevli gibi yere yığılıp kalacağım.
Neyse...
Kaderden kaçılmaz. Başa gelen çekilir. Herkese az hasarlı toplantılar diliyorum.
Kendinize iyi bakın.
Ha bir de unutmadan, akşam eve geç dönecekler varsa sabahtan bolca mama bırakmayı unutmasın kediciklerine.
Görüşmek üzere.

1 yorum:

  • king konshantin dedi ki...

    geçen sene bizim ofisin kapıcısını aradım ve aldığım cevap...harun bey toplantıdayım musait değilim şeklindeydi...lan sen kapıcısın ne toplantısı dedim... bu memlekette herkes toplantıda..

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB