Bir Kadınla Uyanmak

9 Ocak 2012 Pazartesi 5 yorum

Eskiden çalar saatler daha fazla tercih ediliyordu sanıyorum, daha fazla kullanılıyorlardı.
Hepsinin ortak özeliği o sözde insanı rahatsız edip uyandırmak için çıkardıkları iğrenç ötesi sesleriydi.
Ben de hep aşırı bir tepkiye yol açtı kendileri.
Neredeyse hiç kullanamadım, ne iş hayatımda, ne de öğrenciliğimde.
Sese karşı hassas bir yapım var... düzeltiyorum sese karşı aşırı hassas bir yapım var.
Dolayısıyla öyle saçma sapan yükseklikte zırıl zırıl bir ses duyunca gereğinden fazla irkilip sinirleniyorum. Yalan değil ailem başta denedi ama ben üçüncü çalar saati de duvara fıtrlatıp parçalayınca vazgeçip dördüncüyü almadılar. O zamanlar otomatik açılan bir radyom vardı, her sabah radyo ile uyanıyordum evet çalar saatten daha iyiydi ama yine de şansıma o an ne çalıyorsa onunla uyanmak zorundaydım.
Geçti o günler.
Artık pek çoğumuzun çalar saati cep telefonu. İstediğimiz müziği seçiyoruz sabahları da onun eşliğinde uyanıyoruz.
...
Tercih ettiğimiz şekilde...
...
Bugün bahsetmek istediğim şey asla çalar saatler değil.
Bugün kafamda nasıl uyandığımız var kiminle uyandığımız. Aslında o kadar önemli ki bu konu.
İnanın o sıcak yatağı nasıl bıraktığımız çok önemli.
Aslında tek mesele ne biliyor musunuz?
Mesele işkence...
Yaşıyoruz... çalışıyoruz... zorluklar içinde binbir takla atarak bir şekilde hayatta kalıyoruz... ama ne uğruna, ne için?
Bu işin mükafatı ne? Mükafatı da geçin bunu az da olsa çekilir kılan ne?
Ufacık da olsa motive eden?
Sabah ilk andan beri aklımda;
Bu yataktan her gün nasıl da farklı kalkıyorum...
Bazen yalnızım bazen değil, bazen sarıldığım şişko yastığım oluyor, bazen şişko kedim. Kimi zaman sevgilim.
Ama dikkat ettim hep sarılmış uyanıyorum. Biliyorum hergün beni başka bir savaş bekliyor dışarıda. O yüzden sarılmak istiyorum, sığınmak.
İyiden iyiye anladım yatağım benim kalem, barınağım.
Başlangıç noktam.
Oradaki kişi ise benim silah arkadaşım.
Bir kadınla yatmak değil bahsettiğim.
Bunun, sözünü ettiğim şeyin yanında zerre kadar değeri yok...
Hiç yok.
Bahsettiğim bir kadınla uyanmak.
Her şey başında saklıdır derim her zaman. Bir günün de ilerleyişi, sonu, yatakta saklıdır. Gözlerimizi açtığınız anda.
Sabahları var mı sizi öpüp koklayan sarılan biri... gitme diyen uykulu gözleriyle? Kısacık da olsa sevişmek isteyen?
Akşam döndüğünüzde yine orada olup karşılıklı yaralarınızı sarabileceğiniz...
Sırtınızı yaslayabileceğiniz... yanında soluklanabileceğiniz...
Sizi sarıp saklayacak güvenilir biri?
...
Bu sabah duygusallaştım yine sanırım...
Varsa öyle biri ne mutlu sizin adınıza, hala gücünüz var demek savaşmaya.
Yoksa
...
Boşverin yoksayı... bu son cümleye hiç birimizin ihtiyacı yok şimdi.
Yoksa kedinize sarılmayı deneyin,
Evet elinden geleni yapıp küçük diliyle elinizi yalıyor ama yalan söyleyemem
Pek yetmiyor.

5 yorum:

  • Adsız dedi ki...

    yazdıklarını okuyunca, aslında en hafifi ağlamak. yüreğimi oooo kadar incecik acıtıyorlar ki..o acının yerini tam olarak saptayıp, tedaviye bile imkan yok..

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB