Herkes İçin Adalet

30 Mart 2016 Çarşamba 0 yorum



Beni delirtmek istiyorsanız hali hazırda yaptığım bir şeyi, o işi yapacak mısın diye sormanız yeterli. Anında kuduruyorum.
Hep böyleydim. Gençken babam arada odama gelip ders çalışıyor musun derdi.
-Ya görüyorsun ki çalışıyorum niye soruyorsun?
İçimden derdim tabi dışıma yansıyansa somurtup ders çalışmayı bırakmak olurdu. Kapatırdım kitabı defteri.
-Al anasını satayım çalışmıyorum. Aha da bıraktım.(yine içimden tabi)
Basketbol oynarken de olurdu. Tam pas vereceğim arkadaşıma.
-Batu pas ver. Batu pas ver.
-Ya bi dur. Veriyorum işte. Hamle yapmışım bak omurgam nasıl gergin gövdem nasıl sana doğru bakıyor. Biraz okumayı öğren akışı. Sen böyle bağırınca kaldı mı bir espirisi, gizliliği? Taktiğmizi açık ettik.
Gümm. Vururdum topu yere.
-Z.kerim topunuzu da pasınızı da. Oynayın siz aranızda.
Hep oluyor bunun gibi şeyler. Süpergeyi çıkarırken süpürge yapacak mısın diye soran var.
-Hayır yapmayacağım süpürge falan, aletin ağırlığını merak ettim onu tartıyordum.
Peki diş fırçası elimdeyken dişini fırçalayacak mısın diye sorana ne demeli?
-Hayır aşkım fırçalamayacağım, cinsel tercihlerimi değiştirdim egzsersiz yapmaya gidiyorum.
Delirtiyorlar beni resmen.
Bazen alışveriş yaparken de oluyor.
Tamam alışveriş yaparken değil aslında. Kasada.
Geçen gün gidip marketten bir şeyler aldım. Sıraya girdim. Sıra geldi. Kız şişeleri, kutuları tek tek makineye okuturken ben bir yandan poşeti açtım. Aldıklarımı tek tek yerleştirdim bir yandan da kredi kartı şifremi girmek için pos makinesi izlemeye başladım.
Şifre yazdı ekranda. Saniye beklemedim. Aman dedim kasiyer söylemeden gireyim de kan çıkmasın.
ilk tuşa bastım. -DIT.
İkinci tuşu bastım. -DIT.
Üçüncü tuşa bastım.-DIT.
Kasiyer ben tuşlara basarken bana bakıyordu. Oh dedim iyi bari bir şey demeyecek. Yanılmışım. Dudakları hareketlendi.
-Ş-i-f-r-e-n-i-z-i g-i-r... ( Dördüncü tuşa bastım -DIT.)
-Yapma bunu yapma görüyorsun giriyorum işte! Daha neyin cümlesi? Neyin konuşması bu?
Bak ses de çıkıyor.
Dıt dıt dıt dıt.
4 kere dıt .
O cümleyi kurmaya başladı ve sanki yıllar sürdü cümleyi tamamlaması.
Yavaşlatmıştım zamanı kafamda.
Çok vaktim vardı. --e-r m-i-s-i-n-i-z demesi yeni bitmişti. Şimdi de beyfendiye başlayacaktı. Durup nasıl bir tepki vereceğimi düşündüm.
-b-e-y-f-e-n-d-i ?
Nihayet hiç bir amaca hizmet etmeyen doğaüstü yavaş cümlesi son buldu.
Sıradakiler sıkılmıştı. Belli ki çok fazla bükmüştüm zamanı. O kadar çok beklemiştik ki sakalım uzamıştı. Bir an sıradan çıkıp bir de tıraş bıçağı mı alsam diye düşündüm. Sonra vazgeçtim. İkinci bir cümleyi daha kaldıramazdım. Hafta içi. Öğle saati. Ayık kafa .İmkansızdı.
Cümle bittiğinde dediğim gibi şifre çoktan girilmişti. Yazarkasa fişi çıkarmıştı. Ben ve kasadaşlarım sıkıntıdan patlamamak için parmak güreşi yapmaya başlamıştık. 3-2 ben öndeydim. 5 yapan kazanacaktı.
Aymadı hatun. Cümle bitti bana bakmaya devam etti.
Bu arada belirtmek isterim ki beni hafta içi kurumsal iş kıyafetlerim içinde görürseniz başka biri sanabilirsiniz. Tamamen siyah giyinirim. Saçım iğrenç şekilde bolca jölelenmiş ve geriye atılmıştır. Hiçbir şekilde gülmem. Önümden başka bir yere asla bakmam. Göz teması kurmam. Alnınıza ya da saçınıza üst kısmına bakarım. Çok yavaş hareket ederim. Hislerimi yüzüme yansıtmam.
Homo sapienler arasında bambaşka bir imajla dolaşırım. Bir çeşit kamuflaj diyelim. Espri ve his yoksunu kiralık bir katil gibi göründüğümü söyleyenler çokça olur. Ama adı üstünde kamuflaj bu. Tip böyle içerik aynı.
Yani bazı cümleler var ki bu adam mı söyledi diye şaşırabilirsiniz.
Ne diyorduk? hah evet. Cümle bitti ve bana bakmaya devam etti.
Hayırdır dedim tek gözümü kırparak. Kız afalladı. Sıradakiler gülmeye başladı. O kadar mı yakışıklıyım dedim. Alamıyorsun değil mi gözlerini? (baya sinirliyim bu arada)
Kızdı hatun. Şifre beyfendi şifre dedi makineyi göstererek.
Totalde 2 set halinde mi girmek gerekiyor hanımefendi dedim. O şekilde mi işe yarıyor? Antreman gibi yani?
Anlamadı.
Hanfendi şifreyi gireli 2.5 sene oluyor. Bakın bu yanımdaki arkadaşın adı Mustafa. (iş arkadaşım Ertan’ı gösteriyorum) Mustafa Bey ben şifreyi girdiğim zaman çocuğunun doğumgününe yetişmeye çalışıyordu. Olmadı kısmet değilmiş. Ama izin verirseniz 3. yaş gününe yetişmek istiyor.
İyice bozuldu kızın siniri. Kasaya bakındı. Fişi gördü. O zaman anladı alışveriş bitmişti. Kartımı makineden çıkarıp bana uzatıyordu ki
Artık kartı verir misiniz “hanfendi” geç kaldık dedim.
Bir an duraksadı.
Hadi dedim hadi.
Yine hareketlendi.
-Kart diyorum kart. Kart. Kartı ver de gidelim.
“Ya veriyoruz ya ne uyuz adamsın” diyerek çığlık attı kız.
Bana o an bir rahatlama geldi. Kan basıncım normale döndü. Gülümsedim.İçimin yağları eridi.
Ya dedim kıza eğilerek
-“Ya işte böyle bir his”.
Ardından hiç bir şey olmamış gibi iyi günler, kolay gelsin diyerek dışarı çıktım.
Cik cik cik. Yeniden kuş seslerini işitebiliyordum. Hava güneşli, hayat daha güzeldi sanki.
Birbirlerine ne hissettirdiğini hiç bilmiyordu insanoğlu. Umrunda da değildi.
Kasada adaleti sağlayabilmiştim. Anladı ne hissettiğimi.
Ama asla anlamayanlar var dışarıda. Özgürlüğümüzü hiçe sayanlar var. O yüzden hepsi kendi zehrinin tadına bakmalı.
Belki dedim, belki yarın olur. Belki adalet yerini bulur.
Bu umutla keyfim az çok yerine gelmişti.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB