Safha

12 Ocak 2016 Salı 0 yorum


Ofiste üst katlara çıkınca hava inceldi heralde. Zira baş dönmesini müteakkakip  kahkaha atma durumunun tek mantıklı  açıklaması bu olabilir.
Şöyle bir düşünüyorum da.. yok hayır bulamıyorum. Gerçekten bugün başıma eğlenceli ya da komik hiç bir şey gelmedi. Acaba niye salak salak gülüyorum? Delirme alameti olması çok muhtemel...
...
Ki delirme haklkında benim kadar  bilgi sahibi olduğunuzda çok iyi anlıyorsunuz ki durum başlayıp biten basit bir olay değil. Delirme eylemi de kendi içinde safhalara sahip. Ayrıca şöyle bir de tezim  var; Delirmeye başlayan kişinin ölümsüz olması halinde delirme eylemi de sonsuza dek devam edecek evrilip başka formlara bürünecektir. Malesef asla kanıtlayamayacağım bir tez bu ama güzel kısmı antitezi de asla olmayacak.
An itibariyle boş boş konuşup arada sırada da jaluziler arasından ufka doğru bakıyorum. Gözlerim kısık, hareketlerim kontrollü ve yavaş. Amacım muazzam vakur ve bilgece bir duruş sergilemek. Zira kimse içimde vuku bulan sonsuz delirmeyi anlamamalı. Varsınlar mühim işler peşinde koşuyorum sansınlar. Az konuşunca da havalı sayılıyorsunuz. Yani şartlar ortam tam benlik.
Ama aslında hiçbir yere baktığım yok benim...
Düşünüyorum sadece.
Garip.
İçinde yüzdüğümüz bu düşünceler havuzu bir tek bize ait ve bu haliyle bile nasıl da derin değil mi?. Yan masadaki kafanın içini bilemiyoruz. Gördüğümüz iki göz, iki kulak, bir ağız, bir burun... Söylemekten korkulmayan cümlelerini duyabiliyoruz sadece.. Kurallara uygun olanları yasaklanmamış olanları...  Peki ya korkulup da söylenemeyenler? Onları bilemiyoruz...emin değilim biliyor da olabiliriz
...
Onun da bunun da şunun da kendine ait, kendini boğmaya yarayan birer düşünceler havuzu var.
Tüm bu havuzların içiçe geçtiğini bir araya geldiğini odayı doldurduğunu hayal ediyorum.
Senin benim onun bunun herkesin havuzu birleşiyor.
Karmaşa hakim.. Kendi düşüncelerimizle başa çıkamazken bir de birbirimizin düşünceleriyle yüzleşseydik ne olurdu bilemiyorum..
Yoksa biliyor muyum...
...
Belki hiç de öyle değildir. Belki farklı değil.
Belki... belki de sağa sola bakınıp burada ne olduğunu anlamaya çalıştığımız buğulu zeytin gözlerimizin ardında ortak bir düşünceler ve duygular havuzu vardır . Zaten hep burdadır.
Belki hepimiz birbirimizin karmaşası yüzünden bu kadar karışığız.
Belki hiç birimizin içinde bir parça bile ışık kalmamıştır.
Belki hepimiz... gerçekten hepimiz mutsuzuz.. yaşamı da bu yüzden kirletiyoruz.
...
Senin acın diye bir şey var mı gerçekten? Varsa neden bu kadar tanıdık geliyor bana? O acı benim de acım olmasın. Peki ya sen benim acı mı hissedebiliyor musun?
Bir düşünsene...
...
Tüm bunlar hepimizin acısı olmasın?
...
...
İşte böyle böyle delirmeye devam ediyor insan.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB