Dördüncü Duvarı Yıkmak

22 Kasım 2018 Perşembe 0 yorum


Ara ara kahkahalar atasım geliyor. 
Durup dururken. 
Günün herhangi bir saati. 
Uluorta.
Toplantının göbeğinde, yemek sırasında, sigara molasında, masamda oturup bir şeyler okurken, sevişirken, duşta ve hatta tuvalette.
Mümkün olduğunca tutuyorum tabi kendimi. Aksi türlü deli derler adama. Diyorlar da gerçi… ama olsun bir tek evde tam anlamıyla salıyorum kendimi.
Dakikalarca yanaklarım ağrıyana kadar gülüyorum duruma.
Durumlara.
O durumlar ki her biri başlı başına bir hikaye. Birer sahne.
Akıl almaz bir yabancılaşma yaşıyorum o anlarda.


Yapılması gerekenleri yapmak, söylenmesi gerekenleri söylemek, oynanması gerekenleri oynamak gerekiyor hayatta.
Bir görev misali. 
Ben mi seçtim bu görevi yoksa bana verildi mi bilmiyorum.
Önemli değil zaten.
Nereden geldiği belli olmayan bu rolden sıkılmış hissediyorum kendimi.

Toplantının orta yerinde içeridekileri ellerine replikleri verilmiş birer tiyatro oyuncusu gibi görüyorum.
Bık bık durmadan bir şeyler anlatıyoruz birbirimize.
İyi oynuyor muyuz acaba? İstediğimiz etkiyi verebiliyor muyuz karşıya?

Çok ciddi bir konuşmanın ortasında sıklıkla tükürüklerimi saçarak püsküresim geliyor.
-Yo yo üzgünüm dostum hayır, bu denli ciddi olmak istemiyorum artık.

Bazen de anlatılan şeylerden o kadar kopuyorum ki başımı duvara çevirip bu adam ne anlatıyordu dinleyen var mı diye soruyorum seyirciye.
Tabi seyirciye komik geliyor bu durum. Gülüyorlar. Duyuyorum.
İşte orada kahkahayı patlatmamak için zor tutuyorum kendimi.

Bir.. bir seyirci, izleyen bir topluluk varmış gibi geliyor bana.
Oynadığımız oyunun hemen karşısında. 
Dördüncü duvarın ardında.

Yemek sırasında beklerken önümdeki seçeneklere bakıyorum.
Vitrindeki zeytinyağlıların sırası dahi aynı. Ve patates salatası yine sağ altta.
Dün de birebir oradaydı, geçen hafta da.

Siz olsanız neyi seçerdiniz diyorum onlara. Çünkü benim ne yaptığım hep ortada.
Tepsiyi bir frizbi edasıyla fırlatıp at diye haykırıyor her biri.
Güldürüyorlar beni yine.
-evet bu gerçekten iyi fikir ama şimdi değil, yakında.

Aşık olduğumda heyecanlanıyor topluluk.
Bazısı bu kez umutlu, bu kez olacak diyor. İşte sonunda eksik yarısını buldu.
Bazısı bu kez daha da fazla üzülecek diyor.
Üzülecek diyenler kazanıyor.
Gülümseyerek iyimserlere ne kadar koca kafalısınız diyorum. 
-kadınları hala tanıyamadınız.

Yabancılaşıyorum.

Yabancılaşıyorum çünkü ben mi yaşamı deneyimliyorum, yoksa yaşam mı beni artık emin olamıyorum.

Ben seyirci için mi varım?

Böylesi bir karakterin, varoluş olaylar ve durumlar karşısında neler yapacağını mı görmek istiyorlar?
Film mi burası? Kitap mı?
Yoksa adını dahi bilmediğim bambaşka bir kurgu mu bu?

Hayali bir karakter miyim? Şayet öyleysem bu kölelik değil mi?
Kölelikse eğer, bundan kurtulabilir miyim?

Düzene uymak istemeyenleri sistem azat eder mi?


Ya da tutmasam hiç kendimi.. çok gülüp konuşursam eğer.. hoca sınıftan atar mı?

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB