Birkaç Bin Gözyaşı

10 Ocak 2019 Perşembe 1 yorum


Kişisel gelişim üzerine söylenmiş tüm sözlere takmış durumdayım son dönemde. Özellikle güçlenmek üzerine söylenmiş olanlara.
Takmış olma nedenim önermelerdeki yanlışlık ya da klişelik değil. Zaten çoğunu deneyimleyip bünyeme dahil ettiğim için doğruluklarından eminim.  
Hemen hepsini takdir de ediyorum aslında. Hatta aralarında keşke bunu ben söylemiş olsam dediklerim de oluyor. Ama son noktada, daha doğrusu son soruda her biri işlevlerini teker teker yitiriyorlar.



Peki son soru ne? Bahsettiğim bu son nokta neresi?
Bahsettiğim son soru “hangi amaçla?” sorusu. Bu kadar basit.
Örnekle açıklayınca daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum o yüzden tüm insanlığın bildiği sıradan bir önerme üzerinden devam ediyorum.
“İnsanı öldürmeyen şey güçlendirir.”
Tahminimce tarihte “seni seviyorum’dan” sonra en fazla dile getirilmiş ikinci cümledir kendisi. Ve büyük ihtimalle en hatalı olanı. Ama özünde hepimiz bu cümlenin bize ne anlatmak istediğini çok iyi biliriz.
Biliriz çünkü yaşadık. Biliriz çünkü birileri ya da bir takım olaylar canımıza kast ettiler ama bizler ölmedik(?), sağ kaldık(?), daha güçlü varlıklara dönüştük.
Yani formülümüz; "X, B’ye çarptı. B ölmedi(?). B+ oldu."  
Şimdi hiç uzatmadan bu önermeye son soruyu soruyorum?
-Hangi amaçla oluyor bu?

Neden güçleniyorum ben? Neden daha da güçleniyorum ve dahası neden güçlü olmak zorundayım? Bunu soruyorum çünkü gerçekten güçlü bir adamım ama görünen o ki bu durumun daha da artması isteniyor.
İşte burada haklı olarak asabım bozuluyor ve sorguluyorum. Neden arkadaş? Hangi amaçla daha da güçlü olmamı istiyor hayat benden?
Superman mi olacağım? Hulk mı? Thor mu?
Çünkü alenen son sürat bu noktaya doğru gidiyorum. Ve niye böylesi bayır aşağı ilerliyorum hiç anlamıyorum.
Bilen varsa çıksın söylesin, uzaylı istilası mı geliyor? Yoksa çok güçlü bir düşman mı yaklaşıyor da kimsecikler ses etmiyor? Beni mi hazırlıyorsunuz lan yarına?
Bunları soruyorum zira standart bir hayat süren ben, bir artı bir evimin kırmızı koltuğunda sakin sakin otururken bu gücün neye hizmet ettiğini, ya da etmesi gerektiğini kavrayamıyorum.
Düz mantıkla sorular sorduğumda haliyle aldığım cevaplar da dümdüz oluyor. Yani güç savaşana yakışıyor diyor içimdeki ses. Çok da haklı. Güç mücadele içinde olana gerekiyor. Güç zorlukları aşması gerekene gerekiyor.
O halde bana da mı bu sebeplerle lazım? Bu mudur? Savaşta mıyım ben?
Tabii ki gündelik hayatlarımızda dahi hepimiz mücadeleler içindeyiz. En basitleri kira öde, borç öde, evi geçindir vesaire. Bunlar fiziksel planda gerçekleşen ve pek çoğumuz için normal sayılan durumlar.
Başka türlü mücadelelerse kalpte, dolayısıyla zihin boyutunda yaşanıyor. Aşkla, aldatılmakla, ayrılıkla, dertle, kederle, yalnızlıkla mücadele ediyoruz. Sonraki çatışmalarsa ruhsal boyutta. Ben neyim, neden buradayım, nereye gidiyorum. Varoluşla boğuşuyoruz.   
Derler ki; kazananlar, ki onlar yenilmemiş olanlardır acıya, sonunda elbette güçlenirler. Böyle cümlelere bayılıyoruz evet ama ne için güçleniyoruz gerçekte bilen yok. Ama pek tabi benim fikrim çok.

Bir döngü halinde yeniden savaşmak için güçleniyoruz bana kalırsa.
Gücün varoluşunun, meydan okuma etkisi yarattığına dair bir teorim var. Yani seviyesine denk zorlukları kendine çekiyor güç dediğimiz şey.
Ve başka bir nokta daha var ki sanıldığı gibi acıya yenilmemek diye de bir şey söz konusu değil. Varoluşumuzdan bu yana acı bizi yenmelere doyamadı aslında. Var mı aksini söyleyebilen? Ayakta durup nefes alabiliyoruz diye acıya yenilmediğini düşünenler yoktur umarım. Yenildik, gayet yenildik, dizlerimizin üstüne çöküp kaldık. Çoğu insanın yaptığı hata da tam burada. Yere kapaklanıp dizlerimizin üstünde soluk soluğa kaldığımız o son anda, o son saniyede. O noktada acının bize ölümcül son darbeyi vurmadığını sanıyoruz. Oysa vurdu.

Ölüm varken sen yoksun, sen varken ölüm yok. İşte sırf bu yüzden hatırlamıyoruz bize neler olduğunu. Hepimiz çok defalar öldürüldük oysa. Metaforik bir anlatım içinde olduğumu sanıyor olabilirsiniz. Bense gerçek ölümlerden bahsediyorum. Fiziksel olmak zorunda değil her ölüm. Dedim ya fiziksel planı var bunun zihinseli var ruhsalı var.
Yani sanıldığı gibi olmadı/olmuyor bu güçlenmelerimiz. Kadınlar/erkekler içinden, olaylar içinden, kazalar içinden, savaşlar içinden sandığınız gibi sağ çıkamadık aslında. Bizler çıkamadığımız için çıkabilecek olanları yarattık içimizde ve onları saldık Dünyaya. Ha ne oldu, gün geldi onlar da yenildiler. Onları da gömdük, yenilerini inşa ettik. Bu sefer de onları gönderdik sahaya. 

Sözünü ettiğim döngü bu. Fiziksel beden son bulana dek yaşanacak olan korkarım bir tek bu. 
Güçlü olanlar, doğal yaşam süreleri boyunca savaş alanlarında sürtüp duracaklar. Beni sıkan kısmıysa bunun özünde nihai bir anlam bulamayıp mutlu bir son tasavvur edemiyor oluşum.

Bugün kaçıncı ben, bu topraklar üzerinde yürüyor emin dahi olamıyorum.
Atalarım dediğim benden önceki versiyonlarımı hayal meyal hatırlıyorum sadece. Açıkçası dün gece gördüğüm rüyadan daha net değil anıları.
Ve sadece teorik olarak algılayabiliyorum geçmişte hissettiklerini, yüzleştikleri acıları. İyi adamlardı kuşkusuz. Lafın gelişi değil, gerçekten saf naif adamlardı. Ama o halleriyle tabii ki hayatta kalamazlardı.

O zaman son gerçeği de açıklayayım güçlenmeye dair. Doğru formül yukarıdaki değil. 
Şu;
"X, B’ye çarptı. B öldü. B- doğdu."  

Sahi... farketmemiş miydiniz güçlenirken gerçekte yaptığımız şeyin çoğalmak yerine azalmak olduğunu? 
Ateşin giderek küçüldüğünü...
...
Peki ya sarsılmaz duruş için kaç göz yaşı dökmek gerekir bileniniz var mı?

1 yorum:

  • Adsız dedi ki...

    Oysa herkes öldürür sevdiğini
    Kulak verin bu dediklerime
    Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
    Kimi dalkavukça sözlerle,
    Korkaklar öpücük ile öldürür,
    Yürekliler kılıç darbeleriyle!
    Kimi gençken öldürür sevdiğini
    Kimileri yaşlı iken öldürür;
    Şehvetli ellerle öldürür kimi
    Kimi altından ellerle öldürür;
    Merhametli kişi bıçak kullanır
    Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
    Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
    Kimi satar kimi de satın alır;
    Kimi gözyaşı döker öldürürken,
    Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
    Herkes öldürebilir sevdiğini
    Ama herkes öldürdü diye ölmez.

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB