Nihai Acı

7 Mart 2016 Pazartesi 0 yorum

Sabah evden çıkarken farkındaydım aslında.
Biliyordum bir şeyi unuttuğumu. Kontrol de ettim her şeyi ama bulamadım . Anahtar? Tamam. Telefon? Eveet. Ruhsat? O da burada. Demek ki gereksiz kuruntu yapıyorum diyerek yola çıktım. Onbeş dakika sürdü yol. Parkettim motoru. Ofise çıktım.
Çantayı açtım. Ve güm. O an anladım neyi unuttuğumu. Pantolon yoktu.
Yani kıçımda bir tane var tabi. Motosiklet pantolunu ama. Onu unutacak kadar kafayı yemedim henüz merak etmeyin ama ofiste giyeceğim kumaş olanı çantaya koymayı unutmuşum.
Müdüre döndüm.
Patron dedim “pantolon yok”. Yok oğlum dedi doğrusu öyle değil “kaşık yok” kaşık.
-Yok yani benim pantolon gerçekten yok, yani var da evde.
-Hiç mi yok. (“hiç mi yokun” delisiyim diyeni o an kesmek istiyorum)
-Hiç yok. Birazcık bile yok.
-Vallaha mı?
-"Valhalla".
Ee dedim ne yapayım ben? Gidip alıp geleyim mi? Şimdi trafik kötüdür dedi git gel derken dönüşün 10’u bulur. Doğru söylüyordu bulurdu.
-İyisi mi otur sen daha da kalkma.
Bu arada bir iki detay vermeliyim. Bankada çalışıyorum ben. Bu işler çok sıkı. Öyle tıraşsız geleyim giyim kurallarına uymayayım. Canını yakıyorlar adamın. (Gerçi benim canım acımaz ama konu o değil)
Altımdaki pantolondan da bahsetmeliyim biraz.
Bir kot pantolon. Diz bölgelerine ve kalça kısımlarına çarpma anında koruma sağlasın diye sert silikon korumalar yerleştirilmiş durumda. Epey de dar. Yok düzeltiyorum. Fantastik dar. Ultra uber dar. Düşme anında korumaların yeri oynamasın diye çok çok çok dar kesimli yapmışlar yani kişisel tercihim değil onu bilin.
Her neyse, Müdür devam etti. Oğlum bununla seni gören olursa başına dert açılır.
Yüzünde hain bir gülümseme vardı.
Gözlerimi kısıp sordum. -Nasıl bir dertmiş bu patron?
-Kimin gördüğüne göre değişir. İnsan kaynaklarından biri görürse uyarı verir.
-E dedim başkası görürse ne olur?
Hehe dedi, onlar da uyarmaya çalışır.
Anlıyorum Toygar Bey deyip sandalyeme oturdum.
Aslında adam haklı altımdaki Mavi İstiridye barına yaraşır. Üste mont giyince bir bütünlük oluşuyor ama böyle tek pantolonla kalınca adamın dediği gibi biraz tehlike arzediyor.
Bu arada hakikaten garip hisler içindeyim. Kızacağım kızamıyorum. Kendi bok yemem sonuçta.
Bir yandan küfrediyorum, bir yandan canım acıyor üzülüyorum.
Toygar Bey’e diyecem diyemiyorum. Başkalarına gerek kalmadı kot çoktan bir taraflarımı fazlaca uyarmaya başladı. O kadar sıkı ki. Pestil oldu çocuklar. Dizler soyuldu hissediyorum. İt gibi de terliyorum. Tıp tıp tıp.. Ter dizlerime inince yaralar acıyor...
Saat henüz 10 buçuk. Nasıl geçer bu gün bilmiyorum.
Alllllah kahretmesin az önce aklıma geldi. Öğleden sonra da toplantı var. Öyle ufak bir şey de değil hani. Koca başlarla.
Nasıl olacak bu iş... Herkesten önce gidip otursam, herkes gittikten sonra mı kalksam... Olur mu ki... Bilemedim.
08:35 itibariyle oturdum bu sandalyeye.
Oturuş o oturuş. Ne su, ne kahve, ne kahvaltı. Çişim de geldi geliyor gibi. Öğle tatilinde de burdayım. Söyleyeyim de simit falan alsınlar bari.
Ulan o kadar yıl konuşup durdum yok öyle yalnızlık, yoksa böyle insan olmanın laneti.
Tatminsizlik, arayış, amaçlar, gerçekler , sanrılar...
Ve tabi ki ünlü varoluş acıları..
Al dedi bugün büyük adam. Al sana varoluş acısı. 2016 Mart kreasyonu. Bir de bu modeli dene, bakalım üstüne olacak mı?
Yer: Maslak ofis Zorluk seviyesi: 98 (çişim tam gelince 100 olacak) Mevcut uğraş: Süreç haritası revizyonu.
Ruh hali: Patetik. Acı tipi: Bedensel, psikolojik,ruhani.
Buymuş meğer gerçek olan. Çok pişmanım şimdi, onca atıp tuttuklarım için. Bundan önce bilmiyormuşum nihai acıyı.
...
-Yok babacım bu olmadı.
-Hiç mi olmadı.
-Hiç olmadı. Çıkariim mi?
-Dur dur biraz daha kalsın... belki esner, bollaşır.
-mıh :(
.....
Sesimi duyan yok muuuu? Gelip alın ambulansla helikopterle falan. Sedye de getirin..
Müşkül durumdayım diyorum anlamıyor musunuz?

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB