Gerçekler Uğruna

28 Mart 2016 Pazartesi 0 yorum



Bir zamanlar bir arkadaşım bende kalıyordu. iki haftalığına Türkiye’ye gelmişti. Bir kıza aşıktı. İşler yolunda gitmiyordu. Sıkıntılıydı. Ben de öyleydim. Neden şimdi hatırlayamıyorum. Öte yandan bilirsiniz bazıları hep sıkıntılıdır zaten.
Her neyse. İçiyorduk. Fena içiyorduk.
O kış yine şaraptı favorimiz. Pek bir şey yediğimiz de söylenemezdi. Alkoliktik, moraller bozuktu. Yemek istemiyorduk. Şarap şişelerinden bir dağ oluşmuştu mutfakta. İşe gidiyordum, dönüyordum, içiyorduk. Şarap bitiyordu markete gidiyorduk, dönüyorduk, içmeye devam ediyorduk.
Bir noktadan sonra durmadan markete gidip gelmekten sıkıldık. Dedik şunları topluca alalım da allahın soğuğunda sokaklarda dolaşmayalım.İkimizin de aklına yattı fikir. Gidip markete 6 tane litrelik ucuz şarap aldık. 3 gün idare eder diye hesap yapmıştık. O gece bitti hepsi.
Kafamızın daha iyi olduğunu da söyleyemem. Aynı şeyleri konuşup aynı konular hakkında sızlanıp, uyukaldık koltukta.
Bu huyumun o gün farkına varmamıştım tabi. Dengeli ve dengesiz ruh halleri içerisinde kendini bir şekilde mutlaka gösteriyordu.
Argoda “bokunu çıkarmak” diye tabir edilen bir durum. Gerçekte ne olduğunu anlamamsa epey zamanımı aldı.
Başta “dibini görme” tutkusu olabileceğini düşündüm.
Ortaokulda bir müzik cdsi alır 24 saat boyunca dinler 25. saatte kenara atardım. Bir bilgisayar oyunu alır 16 saatte bitirir sonra duvarı izlerdim. Bir kitabı uykusuz kalıp başladığım gün bitirirdim. Yiyebildiğin kadar pizza ye kampanyalarına bayılırdım. En sonuncusundan sonra 5 yıl ağzıma sürememiştim.
Sınırları zorlama arzusu muydu?
Tek başına sadece bir boka bakma saplantısı olmadığını biliyordum. Daha çok bir arayış aslında. Ne olacak ne olabilir? Deneme. Test.. Adı herneyse.
Ama hayır o kadar basit değildi.
Tüm yaşamımı yeterince incelediğimde tutumumun başka katmanları, yönleri olduğunu anladım. Sadece saçmalama konusunda bu kadar uçlarda değilim. İyi bir şey yapmaya karar verdiğimde de böyle oluyordu. Ama iyi kötü nedir tartışmasına şimdi girecek değilim.
Üniversite hayatım boyunca alkol kullanmadığımı biliyor muydunuz? O zaman başka şeyler düşünürdüm yaşamla ilgili. Ruhla ilgili. Katı bir şekilde karşıydım alkole. Askerden döndükten sonra başladım içmeye. Ve artık tahmin edebilirsiniz nasıl başladığımı. Uçarcasına. Öyle azar azar kararında falan değil. Bodozlama.
Beyaz değilse siyah.
Siyah değilse beyazdı.
O değilse bu. Bu değilse o. Ama dibi. Ortası falan değil hiç bir şeyin. Beyazın en parlak hali siyahın zifiri.
O zaman tercihler yüzünden mi oluyordu? Bir şeylerden vazgeçip başka bir şeye inandığımda mı diğer görüşün en uç noktasına seyahat ediyordum?
Kısmen evet. Yaklaşmıştım.
Bu halimin bir ideoloji ya da ruh haliyle hiç bir bağlantısı olmadığını anladım sonunda. Sevinmek, üzülmek, yüzüstü kalmak, başarmak, yükselmek, veya düşmek bunlar hedef falan değildi. Sadece birer deneyimdi.
Farkettim ki yapmaya çalıştığım şey genişlemeye çalışmak. Her yöne doğru genişlemeye çalışmak. Anlamak. Ben kimim? Burası neresi? Neyi arıyorum? Nerede olmalıyım?
Alabileceğim başka bir şey kalmayıncaya kadar soğuruyorum yaşamın parçalarını. Akıl almaz bir hızla öğrenmeye çalışıyorum.
Mekanlar, inançlar, durumlar, tutumlar, insanlar, olaylar...hepsi. Hepsi dün buradaydılar. Beni şuan ki ben yaptılar ama işim bitti onlarla. Şimdi yoklar.
Yeniler, yeniler, yeniler ve başka yeniler var önümde.
Belki onlar da tükenmeye mahkumlar bu yolda. Belki değiller. Belki aradığım şey oradadır. Belki başka bir şeyleri daha zorlamalıyım. Kimbilir.
Yolda sorulacak tek soru var. Burada öğrenilecek daha ne kaldı?
Geçmişte kaldı pek çok şey. Geçmişte kalacak pek çok şey. Bu böyle bir şey.
Pek çok şeyi yitirmek ve bazılarını da tümden kaybetmek gerekiyor gerçekler uğruna.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB