Aldatan Kişi Pişman Olur mu?

22 Mart 2016 Salı 0 yorum


Siyah bir kravatım var.
Pek çok başka kravatım da var ama ben sadece bunu takıyorum. Bundan bir kaç yüzyıl önce kurumsal giyinmek üzerine bir yazı yazmıştım. O zamanlar da boynumda bu vardı.
O zamanlar da söylerdim. Bu aslında bir çelenk diye. Kendime taziyelerimi gösteren, unutmamı engelleyen siyah bir çelenk.
Sıklıkla da siyah gömlek giyerim. Hep aynı gömleği giyiyormuşçasına aynı model aynı kesimdir hepsi.
O da öyle. Aslında ikisi de birer protesto. Sisteme değil kendime.
Ama kravat gömlekten öte bir yerde. Sembolik olmanın ötesinde. Gerçekten ete dokunan bir gerçekliğe de sahip. Boğazım biraz kalın benim. Yakalar ucu ucuna kapanır hep. Kravatı takınca tamamen boğulurum.. Öne çok eğilirsem yüzüm kızarır. Zor nefes alırım. Ama ben bunu hakettim bu seçimi ben yaptım. Unutmamalıyım.
Öte yandan konu bu değil aslında. Beyaz yakanın 3 5 kuruş için ruhunu satması ve ödediği bedel, çektiği ceza değil bahsetmek istediğim.
Garip gelecek belki ama konu “aldatan kişi pişman olur mu?”
Biri var ki sürekli bunu soruyor. Bir kadın.
Haftalardır. Sürekli sürekli sürekli.
O yüzden yazıyorum. Ve farkettim ki aşk konularında direk aşktan örnek vermek yeterince işe yaramıyor. Kalp zaten hasta, onur hasta, ruh hasta. O yüzden başka konulardan örnek vermek gerekiyor.
Bu arada kağıt üstünde kocasının pişmanlığını sorgulayan kadın, biliyorsunuz aslında affetme aşamasında. Ve bir destekçiye ihtiyaç duyuyor. Tüm istediği bir onaylayıcı.
-Affet yavrum erkektir yapar ama seni seviyor gerçekte.
Bunu duymak istiyor.
Korkarım bu konularda ne kibarım ne de affedici. Ben yanmasından yanayım bozuk dünyanın. Mümkünse kocanız da yansın. Sözü tutamayacak olan bu yola girmemeli.
Bazıları çocuk var diyor.
Fedakarlık mı yapmak lazım acaba çocuklar için?
Önce bir dürüst olun. Yalnız kalmaktan mı korkuyorsunuz yoksa çocuk için mi üzülüyorsunuz? Emin olun öyle ya da böyle çocuklar büyüyor. Ayrıca o korumak istediğiniz büyülü aile ortamı, kocanız başka kadına/kadınlara çaktığında zaten sona erdi. Masal Dünyasında yaşamayın.
Kabalığım için özür de dilerim ama bu işler böyle anlatılır. Yumuşatılmamalı bazı şeyler. Bazı şeyler olağanca ağırlığıyla çullanmalı insanın üstüne. Oturmalı göğsüne.
Altından kalakabilirseniz kalkarsınız.
Yoksa yok.
Onurunuzla ölün. Cidden. Onurunuzla ölün.
Siyah kravatı takmayın boynunuza. Siyah kravat boğar.
Onun pişmanlığı değil seninki önemli. Pişmanlık boğar. Kimin boğulması gerektiğine karar verin.
Öte yandan... dediğim hiç bir şey kar etmiyor olabilir size.
Hala tüm yapılanlardan sonra onu affetmek istiyor olabilirsiniz.
O yüzden gelin bakın şöyle yapalım;
Bu son.
Söz.
Bundan sonra sizi serbest bırakacağım.
Eşinizi başkasıyla sevişirken düşünün. Tekrar ve tekrar. Başka zamanlarda. Başka pozisyonlarda. Yatak odanızda.
Düşünün.
Nasıl görüyorsunuz onu zihninizde? Pişman duruyor mu gidip gelirken. İnlerken. Okşarken. Boşalırken.
Nasıl? Keyifsiz mi duruyor?
Yapıyor olduğu şey için üzgün mü?
Yoksa sadece yakalandığı için mi?
...
Siz bilirsiniz.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB