Takside

4 Şubat 2016 Perşembe 0 yorum


Sabah evden çıkmakta biraz geç kaldım. Hatunu öp kokla , akşamdan kalmalıktan kurtulmak için 4 espersso iç,  gömleklerin ütüsünü beğenme 3 tane giy çıkar,  spor çantasını hazırla,  proteini tozunu karıştırıcıya koy, Pötürcüğü yemle derken tam olarak 18 dakikalık bir geçikmeyle başladım güne. Motosikleti de almadım bugün. Normal şartlar altında sabah trafiğinde Beşiktaş’tan Maslağa gitmek yarım saat kadar zaman alıyor. Öte yandan durum bu kadar basit değil yani tam 8’de  yola çıkarsam yarım saat, 15 dakika, geç çıkarsam 45 dakika sürebiliyor. Her neyse evden çıktıktan 2 dakika sonra Barbaros bulvarına ulaştım saat tam 08:20’ydi.
Dedim Minibüs’e binip halka mı karışsam?  Taksiye mi binip hızlı gitsem? Taksi kuşkusuz geç kalmamı engelleyecekti ama
bir yandan da merak ettim halkı. Acaba dedim ne yapıyor bu sefiller hergün bu sıkış tepiş araçların içinde. Dertleri sorunları var mı bir yardımda bulunabilir miyim diye.
Tamam keselim geyiği hepimiz biliyoruz ben hergün o minibüsle gidiyorum işe. Velhasılilk gelen taksiye el ettim durdu bindim. Maslak dedim. Yola çıktık.  
Her ne kadar taksiye binmiş olsam da malum sabah trafiği yüzünden dura kalka ilerliyorduk. Trafik sıkışıyor duruyoruz, ışıklara geliyoruz duruyoruz yaya geçidine geliyoruz duruyoruz. Durdukça da mutlaka bir minibüs veya otobüsle yan yana geliyoruz.
Belki siz de daha önce yaşamışsınızdır bu gibi anları.
O taksidurur o minibüs durur. Yanyana gelirsiniz yandaki insanlarla.
Siz bir aracın arka tarafında tek başınıza sere serpe oturuyorsunuzdur. Onların yanağı cama yapışık haldedir ve cam sıklıkla havasızlık ve sıcaktan buğulanmıştır.
Ve o insanlar size öyle bir bakarlar ki...
Yada bakmazlar da ben mi öyle bakıyorlarmış gibi hissederim ondan da  emin değilim ama Allah belamı verseydi de binmeseydim bu taksiye derim. Kafamı çevirir başka yere bakarım ama diğer yan da öyledir.
Sağda da bir otobüs duruyordur. İçindekiler minibüstekilerden farksız.
Sıkış tepiş havasız.
Göz göze gelmemek için önüme bakarım olmaz, yola bakarım gitmez, telefona bakarım zaman bir türlü  geçmez. Sıkışıp kalırım üç kişilik arka koltukta bir başıma. Anın içinde hapsolurum.
Neden bu kadar rahatsız oluyorum bilemiyorum, sonuçta ben de her gün aslında o minibüsün içindeyim. Her gün evden çıkarken 2 lira 10 kuruş’u cebime atıp öyle çıkıyorum. İstanbul kartım da var. Yakından ilgileniyorum kendisiyle bitmeyip de ayın sonu getirsin diye.
Ama oluyor işte...  Dışarda yemek yerken de böyle hissediyorum, kimse görmesin istiyorum ıspanak yatağında şarapla marine edilmiş dana madalyon yediğimi(şaka lan acılı kokoreç)
Ama herkes hissetmiyor. Hissetmediği gibi aksine keyif bile alıyorlar bazıları. Bazılarının gözünde.. yüzünde.. bariz bir gülümseme... Bmw’sinin içinde. Sen işe yetişmeye çalışıyorsun o tenis kortuna. Gerçi hiç şaşırmıyorum adamın yaptığına. O yine iyi. Hepi topu bizim sahip olmadığımız onun sahip olduğu arabasının içinde nispet yapıyor raketiyle. Kadınıyla bile nispet yapan pezevenk ruhlu orospu çocukları gördüm. Hepsinden ayrı ayrı tiksiniyorum o ayrı ama içinde bulunduğumuz duruma bir göz atınca...
İnsanların gözünün içine baka baka sarayda fütursuzca yaşayana...
Hakikaten iyi küfrediyorum. Neyse o konuya hiç gir girmeyeceğim.
Siyaset hakknda yazmam ben. Politika hakkında da. Daha iyi bir Dünya daha iyi bir toplum nasıl olurla ilgili ise konuşmam dahi. Çünkü daha iyi olması için ortada o bahsedilen şeyin olması gerekir.
-A bak ne güzel koltuk
-Daha güzel olabilirdi bence
Bu konuda ise öyle bir şey yok. Bir toplum yok ki dışarıda, daha iyisi olsun.
Yangın yeri, ormanlık arazi, kurtlar sofrası, düşenin üstüne basıp geçen godoşlar yığını. Bu denizde herkes gemisini kurtaran kaptan. Ötesi değil. Bir adım yanındaki umrunda bile değil.  
Bu sabah işe hızlı geleyim diye bir taksiye bindim.
Gerçekten de 20 dakikada geldim Maslağa. Hayatımın en uzun 20 dakikası oldu.
2 yerine 20 lira verebildim diye... Onlarda yok bende var diye... utandım, sıkıldım, bunaldım resmen.
Ama taksiden indikten sonra ayıldım.
Geçmişi falan değil... hemen şimdiyi burayı hatırladım.
Minibüsten inip bir arabaya binebilen hemen herkesin bir daha ardına bakmadan devam ettiğini... Geride kalanları bir an olsun kimsenin takmadığını.
Sabah güzel başlamıştı, taksiden indikten sonraysa pek keyfim kalmadı.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB