Monica Gibi

12 Şubat 2016 Cuma 0 yorum


İş hayatında 11 yıl dolmuş.
Askerlik biteli 12...
Ağırlık kaldırmaya başlayalı 23,
Karalamaya başlayalı tam 17 sene geçmiş.
Ömrümün yarısı.
Akşam 17 yaşımda yazdıklarıma bakındım. Cümleler farklı, adam aynı adam. Biraz eksik biraz fazla ama muhteviyat aynı. Aynı sıkıntılar, buhranlar. Aynı huzursuzluk aynı tatminsizlik ve bitmek bilmeyen arayış.
17 böyle geçtiyse korkarım bir 17 daha böyle geçecek.
Zira olmuyor böyle, gitmiyor diye diye...
Olmuş. Gayet gitmiş.
Ağlaya sızlaya yine de içinde kalmışım hayatın. Zırlaya zırlaya. Yana yakıla.
Başka bir Dünya’nın girişini bulamadım. Bulduysam bile aralayıp içine giremedim. Ki bu daha korkunç, önünde duruyor ama geçiş iznin yok.
Amerikan filmerindeki disco kuyruğu gibi. Korumayı tanıyanlar yada parayı basanlar dalıyorlar içeri. Sen bekliyorsun köşede buruşturulup cebe atılmış 5 lira gibi.
5 lira demişken, 215 kolonda 3 dahi tutturamadık. Şaka değil 3 bile yok... Bu da bir işaret resmen anasını satayım.
Yani bırak diyor herif. Bırak. Umut dahi etme göt . Otur yerine.
Sen bu sette kalacaksın ilelebet. Yan sete falan geçmek YOK.
Tragedya ve Komedya.
Traji komik bir dizinin başrol oyuncusu olduğumu biliyorum. Seksen milyon tane dizi izledik hepimiz. O dizilerde de olurdu böyle. Kahramana bir yerden çok büyük para çıkacak gibi olurdu yada işini değiştirecek gibi olurdu... ama biz bilirdik ki sonunda o iş olmayacaktı.
Charles başka iş bulup giderse çocuklarla kim ilgilenir?
Kuzen Balki kendi evine taşınırsa Larry tek başına ne bok yer?
Alf gezegenine geri dönmenin yolunu bulabilseydı biz ne bok yerdik?
Bunlar yüzyıllar öncesinden kalma diziler kusura bakmayın, en son onları izlemiştim.
Bu saydıklarım olsaydı diziler biterdi. Bu da o hesap.
Dizi bitmiyor arkadaşlar, henüz değil. Bittiğinde de malesef aynı Lost’daki gibi göt olacaksınız. İzlemediğim için bilemiyorum tam olarak nasıl göt olduğunuzu ama inanıyorum ki bu da öyle olacak.
Öyyyle aval aval bakıyoruz bir şeyler oluyor... olacak diye. Bölüm bitiyor, günler geçiyor... Tamamen bitince birbirimizin inek gözlerine bakar sorarız artık.
-Ne sikim işti lan bu böyle...
O an o ağzımızdaki kuruluğu tahmin dahi etmek istemiyorum.
...
Hayır Batu bir şeyler oluyor diyenleriniz var biliyorum.
Çocuk, aile, ev, araba... tatile falan da gidiyoruz... Sen ne bekliyorsun ki hayattan?
...
Sormayın.
Soranlar siz zaten benden değilsiniz. Anlayamazsınız da. Sizin adınıza seviniyorum da.
Ama benim dediklerim benden olanlara. 3-5 kişi varsa iyi.
Başka bir şeylerden bahsediyorum ben. Paranın satın alabileceklerinden değil.
Ofiste sıkışıp kalmış bir adamın histerik çığlıkları da değil sözünü ettiklerim.
Ergen öfkesine sahip yetişkin bir adam değilim.
Açıklanacak bir şey değil bu. Kelimeler yetmez. Anlayan zaten alıyor.
İnce. Çok ince. Telden yapılma bir kılıç gibi kalbime saplanmış, içimde.
Etki edemeyip savrulup gittiğimi hissediyorum hayatın içinde.
Kendim seçmek yerine benim adıma seçilmiş olanları yaşamak zorundaymışım gibi.
Zorlanıyormuşum, bir tahta parçasıyla ensemden dürtülüyormuşum gibi.
Yürü şuraya, dön geri buraya.
Otur.
Yat.
Ye,
Yuvarlan.
Aferin oğluma.
...
Neo gibi
Truman gibi.
Al bu da senin rolün demiş gibi biri.
...
Metroda kapana kısılıp kıçından düzülen Monica gibi.
...
Cuma. Bir hafta daha... bir bölüm sonu daha... sonra bir tane daha.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB