Ganyan

11 Şubat 2016 Perşembe 0 yorum

Hava yağışlı, Beşiktaş her zamanki gibi nemli.
Botları giydim. Şemsiyeyi kaptım. Bahçe kapısını kapalı tutan asma kilidin paslanmış olduğunu hesaba katmalıydım. Biliyordum aslında. Aklımdan çıkmış nasılsa. Açıp kapatırken zorladım. Kilidi kapatmak isterken avuç içimi acıttım. Çöp torbası vardı elimde. Çöp kutuları yol üstünde. Vakit kaybı olmayacaktı. Yanından geçerken fırlatıp devam edecektim. 3 kutu var. İkisinin önü karton toplayıcısı adam tarafından kapatılmıştı. Sonuncuya yöneldim. Sağdan kızın teki geldi önüme geçti. Önce o attı elindeki poşeti. Bir saniye programın gerisine düştüm. Hızlı adımlarla Abbasağa parkına girdim. 17 adım yokuş yukarı sonra Barbaros’a doğru bayır aşağı. Sola hafifçe açılarak virajı geniş alıp ivmeyi arttırdım. Yokuşun sonuna kadar daha az kalori harcadım. Trafik ışıklarının yanmasına 15 saniye var. Hızı düşürdüm. Zamanlama kusursuz olmalı. Durmamalıyım. Durmadım da. İki saniye kala ışıklara ulaştım. Yeşil yandı. Geçtim.
45 saniye içinde minibüs gelmeli. Neyseki geldi. Binerken sağı solu kontrol ettim. Başka biri var mıydı? Varsa daha atik olmalıydım. Vardı. Cebimdeki bozuk paraları parmak ucumla kontrol ettim. Tamam her şey yolunda. Dört tane metal para. İki tane bir lira iki tane beş kuruş. Verilmeye hazırlar. Minibüs geldi. Genç kızı ekarte ettim. Şemsiyeyi sol elime aldım. Sağ elimle hem parayı uzatmalıyım, hem düşmemek için bir yere tutunmalıyım. Yeterince seri olursam belki boş yer bile bulabilirim. Boş yer yoktu. Şoföre al dedim işte para gideceğim yer Maslak. Aldı. Arkaya yöneldim. Ayakta bir yolculuk olacak bu. Şemsiye ve sırt çantası sol elimde olmalı. Sağlağım. Sağım daha güçlü. Tüm denge bacaklarım ve sağ kolumla sağlanmalı. Sağ kola giden enerji miktarını yüzde 2.85 oranında arttırdım. Minibüs’ün gaz fren temposunu algılayıp uyum sağlamam iki dakikamı aldı. Araç eskiydi akselersasyon dengesiz ve ani, frenlerse fazlasıyla sertti. Sol elimde sallanıp duran çanta ve şemsiye süreyi 45sn kadar uzatmıştı. İnsanları izlemeye aldım. İnmek üzere olanlar her zaman huzursuzlanırlar. Şoföre seslenmek için boğazlarını temizlerler. Atkılarını düzeltirler. Ellerini ovuşturular. Sağ taraftaki kadın semptomları göstermeye başlayınca yavaş yavaş ona yaklaştım. Durakta dedi. Minibüs durakta durdu. Kadının yerine oturdum. Çanta ve şemsiye kucağımda artık. Sağ koluma giden enerji miktarını normal seviyeye düşürdüm. İtü durağına yaklaşınca seslendim. İçerisi çok kalabalıktı. Saçımı yolcuların dirseklerine sürtmeden aracı terkedebilek için başımı kaplumbağa gibi içeri çekerek koruma altına almaya çalıştım. Başardım. Tek bir temas dahi olmadı. Tek omuzla sırt çantası kullanmak postürde dengesizlik yaratıyor. Sağ trapeze ve sol alt sırt kaslarına gereksiz yük binmesi söz konusu. Sırt çantasının iki askısını da omuzlarıma geçiriyorum. Metro girişi önümde. Sağda 2 kız 1 adam, solda 1 kadın. Sağdaki kızlardan birinin devinimi korkunç düzensiz. Ayak bilekleri aşırı ince, adımları oransız. Kızın elindeki şemsiye bile kızın hareketlerine uyum sağlayamıyor. Bir sağa bir sola derken birden daireler çizmeye başlıyor sonra aniden durup farklı bir yöne gidiyor. Düz bir çizgi üzerinde gitmiyor kız. Sol adım attığında ileri, sağ adım attığındaysa 5 santimlik bir sağa kayma söz konusu. O taraftan gidersem ilerleyen 5 metre içinde çarpışacağız. O güzergahı tercih etmemeliyim. Etmiyorum. Hepsini geçiyorum. Önümde yaşlı bir adam beliriyor. Bir amca. Telefonu çalıyor. Telefonuna bakmak için hızını düşürecek. Sola geçmeliyim. Doğru bir hamleyle geçiyorum. Sol geriden gelen adam fren yapmak zorunda kalıyor bana çarpmamak için. Sinirlendiğini tahmin ediyorum. Haklı olabilir. Ama duramam. Sağ sol, sağ sol, ve sol sağ şimdi biraz yavaşla eveet geçiş yap diğer taraftaki akan kanala, sonra sola hafif eğim ver gövdeye biraz bükül ve tamam. Metro çıkışına ulaşıyorum. Yürüyen merdivenlerin tepesinden ışık hüzmesi düşüyor aşağı. Üşengeçler sağ tarafta ben sol taraftan merdivenleri adım atarak çıkmayı tercih ediyorum. Omuz boyları ve kollar düzensiz. Kiminin yanından rahatça geçiyorum kiminin yanından zorlanarak. İnsanlar her zamanki gibi fazla duyarsız. Ne zaman, ne mekan, ne beden farkındalıkları var. Kimse biraz daha yol açayım diye hamlede bulunmuyor. Omuzlarımı ve kollarımı içe çekerek ilerliyorum. Yeryüzündeyim tekrar. Trafik ışıkları karşılıyor yarışmacıları. Yeşil yanmasına 5-10 saniye arası bir şey olmalı. Kalflarımı dinlendirmek için biraz gevşetiyorum bacaklarımı. Hayır yok. Yandı bile. Kontrpiyede kalmış olmama rağmen yine de iyi bir başlangıç yapıyorum. Sağ bacak hızlı tepki vermeyi başardı. Onu, onu onu ve onu. Hepsini geçiyorum çünkü yol geniş. Daralmaya başlıyor ama. Önce 5, sonra 4, sonra 3, kişi kalıyoruz güzergahta. Kara palto, çiçekli kız ve ben. Yani jöleli çocuk. Palto lider, çiçek ikinci ben en arkadayım. Henüz.
Çiçekli yolu fazlasıyla kapatıyor geçmeme izin vermiyor. Palto arayı açıyor bu sayede. Çiçeklinin görüş alanına girip niyetimi belli ediyorum. Sağa çekiliyor, yol vermek zorunda yoksa kaza yapacağız. Kara Palto 3 metre önümde. Ondan hızlıyım bitişe daha önce ulaşacağımı düşünüyorum ama yine de her şeyi hesaba katmalıyım. Ve evet umduğum gibi yapıp son anda önümü kapatmaya çalışıyor Palto. Hamlesini görüp sol ayak bileğime aşırı güç uygulayarak sağ tarafa çok hızlı bir geçiş yapıyorum. Çalım atıyorum hergeleye. Sol ayak bileğinden hasar raporu istiyorum. Sorun yok diyor. Her şey yolunda. Saat 08:55. Plaza girişi karşımda. 5 adım, 4 adım, 3 adım, 2, 1 ve ulaşıyorum bitiş çizgisine. İşte bu be diyorum işte bu. Jöleli bu koşunun da galibi.
...
3’e basıp asansörü bekliyorum. 35 saniye var daha gelmesine. İkinci koşunun başlamasına ise sadece 4 dakika kaldı.
Duvara yaslanıyorum.
Biraz dinlenmeliyim.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB