Her Şey Yolunda

3 Şubat 2012 Cuma 0 yorum



Dün yine bir hışım, bir heyecanla geldim eve. Hemen soyundum dökündüm koşu bandına çıktım. Bilen bilir benim için çok mühim bir konu bu koşu mevzu, hergün on kilometre koşmassam olmaz. Nedenini sonra anlatırım.
Herneyse it gibi, köpek gibi koştum durdum bir saat boyunca tabi kan ter içinde kaldım her zamanki gibi.
Ama rahatladım.
Günlük sorumluklarımdan birini daha tamamlamış olmanın gururuyla yorgun, bitkin ama huşu içinde duşa girdim.
Her şey orada başladı.
Bu arada böyle duşa girdim her şey orada başladı gibi erotik bir giriş yapınca biliyorum bazıları heyecanlanıyor, malesef bu kez o tarz maceralı bir hikayemiz yok. Bu seferki daha basit.
Sular akmıyordu. (aslında akıyor ama böyle ip gibi)
Olamazdı. Olabilir miydi?
Saat yediydi, sekizde taksimde katılmam gereken bir parti vardı ve ben kuzey batı amerika porsuğu gibi kokuyordum.
Evet olamazdı... olmuştu.
Sular mı kesikdi?
İmkansız. Faturalar konusunda çok hassasımdır daha önce ıskaladığım, es geçtiğim, ödemediğim faturam hiç olmamıştır. Dedim ki herhalde soğuktan oldu, kardan buzdan dolayı bir sorun vuku buldu ondan böyle durumlar. Tamam kendi kafamda konuyu anlamlandırmıştım ama duş meselesini nasıl çözecektim? Havluyla kurulanmak gibi bir alternatif söz konusu değildi. Çok fazla üfleyip püflemeden hemen markete gidip üç tane beş litrelik su şişesi kaptım. Üçte birini kaynatıp hepsini leğene dökünce su meselesine çözüm getirmiş oldum. İlkel duşumu alıp, banyodan çıktım güzel güzel kurulandım elime ilk gelen pantolonu kıçıma geçirdim ve alelacele evden ayrıldım.
Tam kapıdan çıkarken yerde kuzu gibi yatan iş emri yazısı gözüme ilişti. Yakından bakınca iski amcanın bilerek ve isteyerek suyumu kestiğini öğrendim ve kendisine çok gücendim. Ödenmemiş üçyüz küsür lira borcum var yazıyordu kağıtta. La havle diyerek kağıdı buruşturup cebime attım.(aslında baya baya küfür ettim fakat çok ahlaklı olduğum için buraya yazmıyorum)
Neyse işte partiye gittim, yedim, içtim, coştum, dans ettim, eğlendim gece de eve döndüm. Saat çok geç değildi, dedim ki İskinin internet sitesine gireyim de bir de oradan kontrol edeyim bakayım neymiş bu borç durumları.
O da nesi? Bilgisayar açılmıyordu. Nasıl lan dedim. Niye ki?(tamam niye sorusu biraz anlamsız kaçmış olabilir ama baya alkollüydüm her şeyde mantık aramamak lazım) Yine bir la havle çektim sıkıntı içinde. Sen dedim bilgisayar kasasına, sabaha kadar vaktin var, toparla kendini. Ardından sağ işaret parmağımı havada tehditkar bir şekilde sallayarak yarın dedim hepiniz göreceksiniz. Çok uzun sürmedi salondaki bu artistik tavrım sonra gittim yattım. Sabah hemen kalktım, tabi işe falan gidemedim malum bugün İski Amcayı dövmem gerekiyordu. Günün ilk ışıklarıyla bankanın kapısına dayandım , sıra geldi derdimi gişedeki bayana anlattım, ilginçtir o da hemen anladı tamam dedi ben getireyim dekont çıktılarını kaşeleyelim hemen.
"Ala" dedim gülümseyerek.
Fakat dedi gişedeki bayan hemen gülümseyişimin ardından. Sistemde bir sorun oluştu alamıyorum çıktıları.
Ben zaten biliyorsunuz oldum olası her türlü sistemin hastasıyım, sistemler de sağolsunlar biliyor benim bu durumumu, yani düzenli ve karşılıklı bir inatlaşma içindeyiz kendileriyle.
Çok olgun(ama çok) karizmatik ve sakin bir tonuyla normaldir hanımefendi dedim, böyle şeyler olur.
A a dedi yine kadın sözümün hemen ardından, “her şey yolunda” ben şaşırmışım dedi, kaşeleyip verdi dekontları. Ben de jet hızıyla İskiye yollandım. Yolda da kafamda kuruyorum allahım git şimdi oraya derdini anlat, yok anlamazlar bir daha anlat, bir daha anlat. Dövsen şuç , sövsen suç ne yapacağım nasıl halledeceğim. Artık o su haftaya mı açılır, hiç mi açılmaz deyip deyip kendi kendimi sinirlendirirken neyse ki vardık İskiye. Hemen kapıdan girdim, önündekileri sollayıp hızlıca sıra numarası aldım. Oturmaya fırsat bulamadan sıra bana geldi. Buyrun dedi gişe memuru sakin bir sesle. Dedim itirazım var. Yemin ediyorum adam hepimizin bir şeylere var diye cevap vedi.
Anın ezikliğinin verdiği gönülsüz kişnemeye benzer bir gülme sesi çıkardım, benim bu iş emrine var dedim sinik bir sesle, uzattım buruşuk kağıdı adama. Adam inceledi bir kaç saniye, sonra bilgisayara bir şeyler yazdı. Sonra evet dedi Batu Bey başka birinin faturalarını ödemişsiniz bir yıl boyunca.
Neyyy diye haykırmışım, yandaki teyze ne oluyor deli manyak gibi bir bakış atınca farkettim aşırıya kaçtığımı. Gişe memuru devam etti;
Ama sorun yok dedi, “her şey yolunda”, siz şu dilekçeyi doldurun biz bu dekontları işleme sokup ödenmiş paranızı doğru hesaba aktaralım, gün içinde de suyunuz zaten açılacaktır.
?? Salak oldum.
Diyebilirim ki bu sabaha kadar yeryüzündeki en hızlı insan olduğumu düşünüyordum açıkçası gişe memuru beni ezdi geçti. Memurun elini öpüp annesine babasına hürmetlerimi iletmesini rica edip İskiden ayrılıp evin yolunu tuttum.
Bu seferde aklıma bilgisayar sorunu geldi.
Neydi ki derdi acaba? Offff off dedim yine bir torba para harcayacağız tamir için.
O kadar sabah soğuğunu yedikten sonra evin sıcaklığı iyi geldi açıkçası. Paltomu çıkarıp hemen başına geçtim bilgisayarın.
-Söyle dedim yavrum sıkıntın nedir?
İçimden çok güçlü bir dürtü kasanın arkasına bak dedi. Aslında dün gece de bakmıştım elektrik kablosu taklıydı.
Daha da bak dedi iç ses.
Bakınca gördüm.
Belki bilirsiniz bilgisayarların güç kaynaklarının üstünde bir açık-kapalı tuşu bulunur. Benimki kapanmış. Tahminimce suçlusu tabi ki Pötürcük adlı cilveli kedim. Kendisi bulduğu her yere delice sürtündüğü için bu tarz elektronik cihaz kapanması, bardak çanak devrilmesi gibi durumlarla sıklıkla karşılaşıyorum.
Neyse tuşa basınca bilgisayar çalıştı.
Az önce İski amcası geldi buzlu suyu salık verdi.
Ve günlerden Cuma.
Şöyle bir sakince oturup düşünürsek,
Evet gerçekten her şey yolunda.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB