Patronun Oğluna Hayır Demek

17 Ocak 2012 Salı 0 yorum

Günaydınlar herkese,
Bugün yine o özlediğimiz beklediğimiz konulardan biriyle bir aradayız. Daha önce başka bir konu hakkında benden akıl fikir yardım isteyen bir okuyucum Cumartesi günü yine muazzam bir konuyla çıkageldi. Olayı hızlıca özetliyorum;
Hatun işe yeni girmiş(bu ara ne hikmetse zaten herkes yeni işe giriyor)
Herneyse üç ay olmuş işe başlayalı işle ilgili bir sıkıntısı var mı yok mu o kısma hiç değinmedi. Mesele direk şuymuş;
Patronun oğlu.
İlk kez duyunca kulağa çok fazla türk filmivari bir durum gibi egliyor değil mi? Merak etmeyin sizi şaşırtmayacağım durum zaten aynen öyle.
Şimdiii, hatun kişi diyor ki sohbet muhabbet güzel eğlenceli
Fakat,
Patronun oğlu macera istiyor(muş) Muş diyorum çünkü direk bir cümle ile dile getirilmemiş durum. Yanlış anlamayın ben yok adam öyle bir şey istemiyordur demiyorum aksine bence de istiyordur. Macera güzel bir şey sonuçta kim istemez ki. Ayrıca yeri gelmişken şu ikisine yine bir isim verelim de böyle yok hatun, yok patronun oğlu gibi uzatıp durmayalım lafı. Tamam kızın adı Meltem adamın ki deeeee Polat olsun(patron oğlu deyince p’li o’lu bir isim bulasım geldi)
Meltem ve Polat ikisi de evliler bu arada.
Meltem’nin sorusu şu; Polatı kırmadan incitmeden nasıl onunla böyle bir münasebet(macera) içine girmek istemediğimi anlatabilirim. (Bu tarz kolay sorunları aslında çok seviyorum keşke hayatta her sıkıntımı zbu kadar basit olsa)
Sevgili Meltem; sorunun çözümünü söylemeden önce izin verirsen ben sana birkaç soru sormak istiyorum.(sanki vermesen soramayacağım bayılıyorum bu kibarlık triplerime)
İlk sorum şu; Ofiste adam mı kalmadı hoş sohbet edecek? Vallaha yok Batucum kalmadı dersen anlarım ama tahmin ediyorum ki ofiste iki kişi değilsiniz. Hani diyorum böyle kız kıza konuşacak birilerini bulamadın mı? Nedendir yani diyorum bu tür bir yakınlaşma? Yakınlaşma diyebiliyorum çünkü belli ki aranızdaki diyalogların içinde imalı cümleler sarfediliyor(aksi halde adamın macera istediğini anlayamazdın)
İkinci soruma geçiyorum; Sakın sen de macera istiyor olma? Yanlış anlama ama pek çok insan gerçekte ne istediğini pek bilemez belki sen de öyle bir durumdasındır ya da daha masum bir şekilde sorayım(görece) Flört ediyor olmak hoşuna gidiyor olmasın?
Üçüncü sorum; Evliliğinde mutlu musun? Keselim geyiği yatak diyorum yatak, iyi mi? En son hatırladığım kadarıyla pek iyi değil ki çünkü, eğer hala öyleyse bunu da bilelim, ona göre rasyonel bir analiz yapalım.
Tüm bunları soruyorum çünkü aslında “sorduğun” sorunun cevabını bildiğini biliyorum. Tüm kadınlar biliyor. Hepsi.
Bana kalırsa bilmediğin şey sensin.
Ya da görmezden geldiğin, emin olamadığın diyelim. Patronun oğlunun sana çekici geliyor olma ihtimali üzerine bir yoğunlaş derim ben sana. Özellikle kadın erkek “dostluğuna” hiç bir şart altında inanmayan, inanmamaktan da öte yaşayıp durmaksızın gören biri olarak diyebilirim ki ortada kesinlikle bir karşılıklı “hoşlaşma” mevcut.
Yok mu? Yoksa tamam yok de ya da dürüst ol evet var bir şeyler de, kabul et. Bana değil yavrucum kendine kendine.
Bu kısımdan sonrası inan çok kolay.
Açık konuşmak gerekirse benim bu aşk meşk mevzularında sevdiğim tek bir şey var. Basit olması.
Birisini istiyor musun önce bunu bir anlarsın. Sonra ona bir bakarsın o beni istiyor mu? İstiyorsanız alırsınız birbirinizi, yoksa yok, almazsnız.
İşte bu kadar. Yani mesele ne istenildiğini bilmekte
Ama
Sen inatla diyorsan ki yok ben istemiyorum Polatı, bana nasıl kırmadan yapacağımı söyle şu hayır deme işini.
Tek cevap var, öyle bir yol yok.
Kimseyi kırmadan onu istemediğini söylemezsin. İmkansız bir şey bu istediğin. Özellikle biz erkekler bu konu da daha da man kafa olabiliyoruz. İstemiyorsan birini, karşındakinin anlayacağı ve işe yarayacak tek cümle şudur.
-Seni istemiyorum, geri dur.
Bunun dışında eğilip bükülüp garip cümleler kurmaya, bir orta yol bulmaya çalışırsan aksini bile anlayabilir karşındaki kişi. Ayrıca bu inan öyle çok konuşulacak bir konu değil. Ben bunları yazmadan önce de biliyordun böyle olduğunu ancak sıkıntının nedeni, Polatın patronun oğlu oluşu sebebiyle işinin tehlikeye girmesi ise;
Eeeeee o da senin bileceğin iş, başından beri biliyordun onun kimin oğlu olduğunu ve düşünmeliydin bu gelişen “sohbetlerin” varabileceği noktayı.
İşte bu da hayatın sevdiğim yanı;
Tercihlerimizin sonuçlarıyla yaşamak.
Başta... safken... pek öyle derin düşünmezken şaşırabiliyoruz, canımızı epey yakabiliyor bu sonuçlar.
Sonra kaşarlanıyoruz. Hayır olgunlaşmak falan değil alenen kaşarlanıyoruz.
Yanlış anlamayın aşksa aşk, mantıksa mantık, seksse seks, hepsinin peşinden gidebiliriz. Durmayalım gidelim de zaten.
Yeter ki ulaştığımız yerde ben buraya neden, nasıl geldim diye yavru kedi bakınmayalım sağa sola.
Hayıflanmayalım. Akıllı olalım.
Bundan çok daha sıcak ve güneşli günler diliyorum hepinize,
Kendinize iyi bakın.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB