Bir İlişkiyi İsimlendirmek

26 Eylül 2011 Pazartesi 2 yorum
Çook eski zamanlarda(bundan yaklaşık olarakkkk beş yüz yirmi beş yıl önce) bende bu tür bir eğilim içindeydim. Nasıl bir eğilim diye sormayın isterseniz, başlıkta kocaman yazıyor;
“Bir ilişkiyi isimlendirme eğilimi”
Bu konu nerden çıktı diye merak edenleriniz varsa hemen kısaca anlatayım. Esra adlı arkadaşımız çok saygı duyduğum bir şekilde üşenmeden uzunca bir e-posta yazmış. Sıkıntısının kaynağı tabiki her kadın organizma gibi sevgilisi. Aslında direk sevgilisi demek çok doğru değil. Sıkıntı ilkişkisinde. Yok bu da tam doğru olmadı. Bir kez daha deniyorum. Sıkıntı yaşadığı ilişkinin ne olduğunu bilememesinde.
Hah işte şimdi oldu sanırım. Bu tam olarak nedir aklında canlanmayan varsa hiç üzülmeyin hemen açıklıyorum;
Esra sevgilisiyle...
Bu arada sevgili kelimesini aslında kendi aralarında kullanmıyorlar. Ben, siz adamın Esrayla ilişkisini anlayın diye kullanıyorum. Esra sevgilisiyle bir süredir birlikte. Öpüşüyorlar, sevişiyorlar birlikte yemek yapıyorlar, duş alıyorlar, alış verişe gidiyorlar, televizyon izliyorlar. İşin aslı oldukça mutlular pek fazla kavga ettikleri de söylenemez ama Esra’nın bir derdi var:
Aynen şöyle söylemiş, ilişkimizin bir adı yok. Hatun evlenmek istiyor. Bu konuda adamdan ya da Esra’dan bir taraf olmayacağım. Öte yandan ortada bir mutluluk söz konusu(söylemiş mutluyum diye) olduğu için zorla sıkıntı yaratılmasına biraz tav oldum doğrusu. Cevap olarak ben de bir e-posta yazdım ve sorum. Dedim şüpheleniyor musun adamdan sence başka biri mi var hayatında yoksa uçarı bir tip mi diye. Hiç öyle bir adam olmadığını söyledi.
Esra’ya sıkıntısını anladığımı belirten son bir cevap daha attım ve konu hakkındaki fikirlerimi bugün yazacağımı belirttim. Başlıyorum.
Ad koymak, isimlendirmek nedir?
Hayatı boyunca kelimeler içinde boğulmuş biri olarak rahatlıkla söyleyebiliyorum ki;
İsimlendirmek gerçeklere sınır koymaktır. (Korkmayın çok felsefik olaylara girmeyeceğiz burada kullandığım gerçek kavramı, gördüğünüz duyduğunuz, bildiğiniz her türlü obje, kavram ve olayı vurgulamak amaçlıdır)
Çünkü başı ve sonu olan herşeyin aslında bir sınırı var demektir. İster üç, ister beş, isterse on, harften oluşsun en güzel en vurgulu en duygu yüklü kelime bile gerçeği sınırlandırmak için yaratılmıştır. İsim, elmayla armutu birbirine karışmasın onları birbirinden ayırmıştır. Bu ayrımın(sınır koymanın) “düşünen canlılar için“ mutlaka pek çok faydası var(hayvanların isimlere ihtiyacı yoktur çünkü onlara göre çevredeki herşey, zaten herşeydir.) Onlar sadece yaşar insansa durmaksızın bir şeyleri çözümlemeye çalışır.
İnsan, yaşadığını, varolduğunu dış dünyadan ayrı bir varlık olduğunu anladığı anda herşeye isim koymaya başlamıştır. Dünyayı bu şekilde çok daha rahat analiz eder. Aksi elbette düşünülemezdi, isimlerin kelimelerin önemini tartışmak yersiz,
ancak;
Konu duyguları isimle sınırlandırmaya gelince işler değişir.
Bizler hisleri şöyle algılamayı sever ve tercih ederiz. Bir insan size, sizi sevdiğini söylediğinde bunun, masaya masa denmesi kadar sabit ve mutlak olduğunu düşünürüz. İlişkiler konusundaki sınırlarsa çok hoşumuza gider, o sınırlar içinde kendimizi güvende hisseder orada korunduğumuzu düşünürüz. Bu sebeple ilişkilere isimler koyup aklımızca onları mühürlemek isteriz.
Biz sevgiliyiz, biz evliyiz, biz nişanlıyız, sözlüyüz gibi binbir türlü saçmalıkla kendimize göre ilişkiyi yüceltiriz.
Oysa öyle bir şey yok. İsimler bizim uydurduğumuz sahte kavramlardır. Bunların hepsi toplum gözünde ve kendi sınırlı algımızda yarattığımız korunaklı köşelerdir. Gerçeği yansıtamazlar.
Birliktelik, söylenmesine duyulmasına ya da "ilan edilmesine" gerek olmadan hislerle yaşanan dünyevi bir durumdur.
Biriyle birlikte olduğunuzu hissetmiyorsanız o tamamen ayrı(gidin çıngar çıkarın hakkınızdır) ama bunu hem hissediyor hem de hala uydurma bir kavramı kovalıyorsanız.
Sadece şunu söyleyebilirim;
Kaşınıyor ve olayın özünü kaçırıyorsunuz. Zorla parmağınıza taktıracağınız o yüzük inanın sizi şu an olduğundan daha fazla sevmesini sağlamayacak.
Hepsi bu.
Görüşmek üzere.

2 yorum:

  • Adsız dedi ki...

    olay sevgiliyken evlilige gitmiyor diye sikayet ediyorsa kadin, yuz bin tane hakli/haksiz gerekce sayilabilir erkegi anlamak icin.
    fakat biriyle her seyi yasayip sevgilim bile diyemiyorsan karsindakine o iste bi sikinti var demektir! bigun gelir karsindakini baska birinin kollarinda bulursan gikini cikaramazsin cunku adam senin sevgilin bile diil!!
    demiyorum ki hal boyle diye kestirip atilsin, doya doya tadi cikarilmasin, ama gunun birinde sonuc husran olursa her sey normal bi ayriliktan yuz kat daha tatsiz oluyor benden soylemesi!!

  • Hanım Böceği dedi ki...

    Doğrusu bu konuda benimde 1 yıl öncesine kadar kuracağım komplike ,kesin cümlelerim olabilirdi ama şimdi çok farklı düşüncelerim var.
    Bir çok şey gözüme eskisi gibi değerli görünmüyor.Ama bu sebeple bazı şeyler daha eğlenceli de görülebiliyor.
    Şöyle bir gerçek var ki siz ne kadar düşünürseniz düşünün siz ne kadar yırtınırsanız yırtının karşınızdakinde iş bitiyor.Buna inanmıyor musunuz kızlar?Evlenmek mi istiyorsunuz?
    O zaman evlenme teklifinizi edin ve aldığınız cevaba göre kararınızı verin.

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB