Mucizeleri Beklerken

5 Ağustos 2011 Cuma 0 yorum
Selam,
Bu sabah yine saatim beşte çaldı, susturdum ikinci alarm da beş buçukta, üçüncüsü bir yarım saat sonra dördüncü ise altı buçukta. Dördüncü alarmda kalkmak zorundaydım yoksa işe yetişemezdim ben de kalktım. Herkesin bildiği gibi sabahları üstünden kalkılması gereken o yatak, terkedilen bir cennettir ve hatta cennetten bile daha güzeldir, ama zorundayız kalkıp çişimizi yapacağız, sonra leş kokan ağız kokumuzla ilgilenip dişimizi fırçalayacağız, yüzümüzü yıkayacağız, sonra da o nemli yüzümüzden çıkan kıymıkları(bazıları sakal da der) kesip insana benzeyeceğiz.
Bana tam bu noktada, tam tıraş bıçağını köpüklü yüzüme ilk değdiriş anımda çok garip bir ruh hali hakim oluyor. Kendime acıyorum. Karşımda duran o adam için üzülüyorum, çünkü o adam çapaklarını temizlemek istemiyor, o yataktan çıkmak istemiyor, elleri o sakalı kesmek istemiyor, o adam her sabah hayatında birşeylerin çok ters gittiğini hissediyor.
Ya o gözler...? her sabah biraz daha solgun yorgun ve asla mutlu değiller.
Aynada dakikalarca kendime baktığım, hiç bir şey yapmadan durduğum, bakışımın odak noktasını bile değiştirmediğim pek çok anım oldu. Durarak, nefes dahi almadan, musluktan akan su sesi eşliğinde sadece düşünerek geçirilmiş toplasanız saatler dolusu zamanım oldu.
Ve farkettim ki, o herşeyi bırakma anı geldiğinde; yani artık ciğerlerinizin havaya ihtiyacının arttığı değil aksine azaldığı noktada içeride bir şeyler kıpırdanmaya başlıyor.
Ne olduğunu söylemek zor;
Belki ruh, belki sadece bir savunma mekanizması, belki de savunmadaki o son ve kalın çizgi.
Ama her basit ve karmaşık binbir farklı tanımın ötesinde biliyorum ki bu, yaşamak isteyen bir kalp. Sizi harekete geçirecek bir güç, bir umut, bir olasılık arıyor ve çoğunlukla bulup sizi hayatın kenarına yeniden iliştiriyor.
Nasıl yapıyor nasıl kandırıyor tam bilmiyorum ama oluyor, o kalp yeniden o tıraş bıçağını suratınıza sürmenizi sağlıyor. Musluğu kapatacak gücü geri veriyor, zor da olsa da yatakta yatan sevgilinizi geride bırakıp sokak kapısından dışarı adım atmanızı sağlıyor.
Kalbin önünüze sunduğu olasılıklar sınırsız;
Kim bilir belki bugün çok farklı olacak herşey.
Belki bugün loto çıkacak size.
Belki bugün emeğinizin karşılığını alacaksınız.
Belki bugün çok yapmak istediğiniz o iş sizin olacak.
Belki size hiç bakmayan o kız/erkek bu kez başını çevirip bakacak ve gördüğü şeyi çok sevecek.
Belki bugün işyerinizde yeni biri işe başlayacak ve o doğru kişi olacak.
Belki bu son yatırımınız sizi kurtaracak ve tüm borçlarınızı kapatacaksınız.
Belki bugün hamile kalacaksınız.
Belki bugün terfi alacaksınız.
Belki bugün uzaylı istilası olacak ve bu düzen bitecek.
Ya da hiç biri değil, sadece ofise gittiğinizde bir yudum kahve içeceksiniz ve kafein sizi kandırıp herşey daha iyiymiş gibi hissettirecek.
O içimizde kıpırdayan şeyin bize sunduğu sonsuz umutlarla yaşıyoruz, yaşıyoruz dememe bakmayın aslında yaşamıyoruz, günü idare ediyoruz, yılı idare ediyoruz, yılları idare ediyoruz, farkında olmadan bir ömrü idare edip daha iyi olacağı günü bekliyoruz.
Belki gerçekten bedeller ödüyoruz,
Belki sadece ödediğimizi düşünüyoruz, belki ödediğimizi sandığımız bu bedel yüzünden olacak sanıyoruz bir şeyleri...
Belki hala olmadığını kabullenemeyip inatla ilahi adalete sarılıyoruz...
Her ne olursa olsun,
Acıyı, o sonunda ulaşmayı hayal ettiğimiz hazzı bulabilmek adına çekmeye devam ediyoruz.
Olacak mı olmayacak mı bilen yok.
Benim bildiğim şeyse,
Hepimiz değil ama çoğumuz evet lavabo karşısında elinde tıraş bıçağıyla ya da kalkmak istemediği o yatakta da değil, ama konuşurken, ümitle beklerken, umarken, uğraşırken, hayal ederken...
...
Mucizeleri beklerken, yavaş yavaş yitip gidecek.
Moraliniz bozulduysa sakın dert etmeyin zira sandığınız kadar uzun sürmeyecek bu his. Yazıyı kapattığınızda kalbiniz inanın unutturacak size şimdiyi ve umut dolu yarınları ayaklarınıza serecek.
Hiç yoksa şunu diyecek;
Akşam evinize gidip ılık duşunuzu aldığınızda, kedinizi okşadığınızda sonra sokağa çıkıp aç karna tekila ve biranızı yudumladığınızda her şey çok daha güzel olacak.
Zihninizse biliyor ki hayatta kalabilmenin varolabilmenin dayanılmaz ağırlığı durmaksızın omuzlarınızda olacak.
Zihnimize tüküreyim.
Olabildiğince mutlu zamanlar ve iyi haftasonları diliyorum herkese.
Görüşmek üzere.

Not:Resimdeki adam benim kadar yakışıklı olmadığı için özür dilerim.

0 yorum:

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB