Faydasız Olanı Hayatlarımızdan Çıkarmak

28 Ağustos 2011 Pazar 6 yorum
Herkese günaydın , tünaydın ya da iyi akşamlar. Saatin kaç olduğunu bilmediğim için hangisini seçmem gerektiğinden emin olmadım lütfen siz uygun olanı alıp devam edin.
Dün gece, güzel çılgın bir gece mi? Yoksa ertesi gün standart bir gün mü? iç sorusuna tabiki çılgın bir gece olarak karar verdim ve şuan, akşamdan kalmalığın tepe noktalarında yumuşak kulaçlarla yüzüyorum. Yazdığım şeyi düzgün görebilmek için sağ gözümün üstüne bir yara bandı yapıştırdım ve o gözün işlevini durdurdum. Bu sayede evet üçüncü boyutu yitirdim ama en azından ikinci boyuta tam hakimiyet sağlayabildim ve yazabiliyorum. Bu işlemi hayatta pek çok durum için yaparım. Zaten bugün bahsetmek istediğim de bu;
Faydasız olanı hayatlarımızdan çıkarmak.
Bu cümleye hiç bir şekilde dokunmak müdehale etmek, sınırlamak, çerçevelemek ya da daraltmak istemiyorum.
İstiyorum ki cümle alıp başını yürüsün, evrende işlevsiz ne varsa söksün götürsün. O kadar doğru ve gerekli bir eylem olurdu ki bu, belki de ancak bu şekilde gerçekten olması gereken bir evrende yaşıyor olurduk. Evren dediğim anda konunun fazlasıyla sınırsızlaşıp felsefik bir hal alacağını hissettiğim içinse hemen şimdi baştaki cümleme küçük bir parça ihanet edip onu yontuyorum. Şayet bunu yapmazsan insan varoluşunun evrensel anlamda faydasını anlatmaya başlar beyninizi hiç istemediğiniz kadar karanlıklara çekip sizi bunaltabilirim. Oysa bu güzel Pazar gününde böyle bir şey istemiyoruz. Bugün biraz daha yüzeysel olalım. Gelin bugün insanlığın neden yokolması gerektiğinden değil, faydasız diğer şeylerin neden defolup gitmesi gerektiğinden bahsedelim.
Bu faydasız şeyler , konunun çıkış noktası olan ve odaklanma sorunu yaşatan bir göz de olabilir bir eşya da bir sevgili de bir dostta. Eşyalar üzerinde fazla durmaya niyetim yok. Ama faydasız yakınlar sevgililer ve dostlar konusunda söyleyecek bir kaç bilenmiş cümlem var.
Diyebilirim ki; İnsanların doğal yaşam süreleri boyunca en çok vakit kaybettikleri, yerlerinde saydıkları durumlar yanlış insanlarla birlikte olup onları hayatlarından çıkaramadıkları zamanlardır. Birlikte olmak derken bunu hem sevgililik hem dostluk hem de her nevi irrasyonel bağlılıkları düşünerek söylüyorum. Ayrıca yanlış insan demem lütfen zihninizde doğru yanlış kavramlarını uyandırmasın. Biliyorsunuz gerçekte böyle bir şey yok. İstiyorsanız bu yazıdaki tüm yanlış kelimelerini “faydasız” la değiştirip o şekilde de okuyabilirsiniz. Hatta belki böyle yapmanız çok daha faydalı olacaktır.
Evet benim için doğru olan tek şey “faydalı” olandır, yanlış olansa “faydasız” olan. Kalpsiz ve keskin bir pragmatist olmam belki de kendi içimde çürütemediğim ve gurur duyduğum tek şeydir. Ailemi sevgilimi ve şu anki dostlarımı seviyor oluşum asla onlardan vazgeçemeyeceğimin bir göstergesi değildir. Aileyi durumun içine özellikle dahil etmek istiyorum çünkü benim gözümde faydasız olan aileden biri dahi olsa hayatımdan çıkarırım. Hemen burada biliyorum ki bazılarınızın aklına yaşlı bakıma muhtaç anne babalar geliyor ve beni yeriyorsunuz, sevinerek söylemek zorundayım ki hiç umrumda değil. Çünkü bahsettiğim şey fiziksel bir faydasızlık değil. Bana kalırsa(tahmin ediyorum ki size de göre) hayat fazlasıyla kısa, o kadar kısa ki asıl yapmak istediklerimiz için çoğumuzun gerçekten vakti olmayacak, bu kısıtlı zaman içinde birde gereksiz insanları hayatlarımızda tutmaksa inanın bizi daha da yavaşlatacak ve hayata yetişmemizi engelleyecektir. Ayrıca çok iyi biliyorum ki faydasız bir birliktelik faydasız bir göz gibi hayatı olayları hatta aslında gitmemiz gereken bir yolu bile yanlış algılamıza sebep olacaktır. Bizimse böylesi bir sapmaya, algı bozukluğuna vaktimiz yok. Konu bir sevgili, bir dost, anne, baba ya da her kim olursa olsun gereğinden fazla enerji harcayıp yorulmanıza değmez inanın. Pek çok kez erdem iyilik olarak nitelendirdiğimiz bu tür boşa çabalar aslında kendi varlığımıza karşı işlediğimiz ciddi suçlardır.
Bakın çok basit ama çok faydalı bir kaç cümle yazıyorum.
Kişi iyi bir sevgiliyse, o yanınızdayken hayat daha hafif olmalıdır.
Kişi iyi bir dostsa, sizi bulunduğunuz noktadan bir adım ötesine taşımalıdır.
Kişi iyi bir ebeveyn ise, sizin başlı başına özgür ve bağımsız bir canlı olduğunuzu anlamış olmalıdır.
Hayatınızdaki kişiler size bunları vermiyorsa veremiyorsa faydasızdırlar. Bir sevgilinin varlık nedeni size öfke buhranı yaşayıp terar ve tekrar kırılmanızı sağlamak değildir. Bir dostluğun anlamı zaten karanlık olan insan yaşamını daha da karartmak, beraber kolkola depresyona girip boğulmak değildir. Bir ebeveyn olmaksa saygı göstermeden saygı talep etmek değildir.
Kimsenin önünüzde durmasına, size yük olmasına, sizi yavaşlatmasına izin vermeyin. Artık düzelmeyen bir ilişkiyi bir dostluğu daha fazla yürütmeye çalışmayın ya da sizi anlamayan insanlara daha fazla birşey anlatmaya çalışmayın çünkü vakit kaybediyorsunuz.
Kangren olmuş kol kesilir daha ötesi yok, yok eğer o kolla yola devam etmeye kalkarsanız bilin ki zaten yolun sonunu göremeyeceksiniz. Yolda herşeyden vazgeçilir, vazgeçilmemesi gereken tek şeyse yolun kendisidir. Tabi bir de kediniz.
Görüşmek üzere.

6 yorum:

  • Adsız dedi ki...

    sayın yazar,
    o halde sorunsuz, herşeyin yolunda gittiği ve tıkır tıkır işleyen, parıldayan bir hayatınız olsa gerek. hayatınızda işe yaramayan, sizi üzen, endişelendiren, düşündüren ve vaktinizi çalan ne varsa hepsini çıkarmak, sonsuz fayda sağlayabileceğiniz ve tereddütelere yer vermediğiniz acaip bir mantık çerçevesine koyduğun, sığdırdığın daha da doğrusu sıkıştırdığın bir hayat...Ne kadar sıkıcı..
    okeyde bile taşı ıskartaya almadan önce düşünüp öyle çıkarırsın elden.İnsanları hayatınızdan elemeyi bu kadar basite indirgemek çok duygusuzca, gerçeklikten uzak..
    sakın yaşadıklarınızın sizi bu hale getirdiği, böyle olmaya zorladığı safsataları ile izah etmeye çalışmayın durumu. çünkü bu, durumun kendisinden de sıkıcı olur..
    elinize sağlık, hep beğencek değiliz ya biraz da eleştirelim :)

  • Adsız dedi ki...

    Faydalı ve zararlı olanların durumlar veya kişiler olduğuna inanmıyorum ben. Herkesin/ her durumun seni ileriye taşıyan ve aşağı çeken yönleri var sadece.
    Bana göre faydalı olan seni güçlü kılan yönleri paylaşıp ilerleme sağlamak, zararlı ise zayıf yönleri başkaları ile paylaşıp onları meşru kılmak, beslemek. ..Çünkü hiç kimse tamamen faydalı ya da tamamen zararlı değil. Birisiyle iletişim kurarken neresine dokunup, nerelerden uzak kalman gerektiğini kestirebilmelisin. Bu yüzden de insan zayıf yönleri ile tek başına mücadele etmeli (bu onu sahte ya da karanlık biri yapmamalı.) Yoksa tekrar güçlü ve iyi olmak istediğinde ilk elediğin kişi sana zayıf yönlerini hatırlatan prenses olacak. Ya da iyi hissettiğin için kendini terkedilmiş, aldaltılmış hisseden bi prenses kalacak geride.
    Yani ilişki yerde elleri mor mavi sarı yatan adamın konumuna geldiğinde her şey için çok geç olmuş oluyor. Bu seyri izlemek, sonuçta da geride bırakmaktan başka seçeneğin kalmaması başarısızlık.

 

©Copyright 2011 Taboo | TNB